Hamt mi, Hamd mi? Bazen bir kelime, insanın iç dünyasında yankılanan koca bir hikâyenin anahtarı olur. Bugün seninle paylaşmak istediğim hikâye de öyle bir kelimenin etrafında dönecek: “Hamt mi, hamd mi?” Bir Akşamüstü Sohbeti Güneş, dağların ardına çekilirken kahve kokusu yayıldı odaya. Elif, pencereden süzülen ışığın altında, sessizce kahvesini karıştırıyordu. Karşısında oturan Kerem ise, her zamanki gibi olayları çözümlemeye çalışan bir zihinle, derin bir tartışmanın ortasındaydı. “Bence mesele basit,” dedi Kerem. “İnsan ya şükreder ya yakınır. Arası yok.” Elif, yavaşça başını kaldırdı. “Belki de öyle değildir, Kerem. Belki insan bazen ne şükredebiliyor, ne de yakınabiliyor. O hâli bir çeşit hamlık…
8 Yorum