Görevsizlik İtirazı Ne Zaman Yapılır? — Zihinsel Sınırların Psikolojisi Üzerine Derin Bir Analiz Bir Psikoloğun Meraklı Gözünden İnsan ve Sınırlar Bir psikolog olarak her gün aynı temel soruyla karşılaşırım: “İnsan ne zaman dur demelidir?” Görevsizlik itirazı ilk bakışta yalnızca hukuki bir terim gibi görünür; oysa derinlemesine incelendiğinde, insan zihninin sınır koyma mekanizmalarıyla şaşırtıcı derecede benzerlik taşır. Bir mahkeme, “Bu dava benim görev alanımda değil” dediğinde, aslında bir insanın “Bu benim sorumluluğum değil” demesiyle aynı bilişsel süreci işletir. Psikolojik düzlemde bu, hem farkındalığın hem de öz denetimin bir ifadesidir. Çünkü her sınır, bir fark edişle başlar. — Bilişsel Psikoloji Perspektifi: Farkındalık…
Yorum BırakKısa Notlar Yazılar
Gömülü Diş Çekilmek Zorunda mı? Öğrenme Sürecinde Görünmeyeni Keşfetmek Bir eğitimci olarak şunu fark ettim: öğrenme, tıpkı bir diş gibi, bazen yüzeye çıkarak kendini belli eder; bazen de derinlerde, görünmez bir şekilde büyür. Gömülü diş kavramı, yalnızca bir ağız sağlığı meselesi değil, aynı zamanda bireyin potansiyelini ve öğrenme sürecini temsil eden güçlü bir metafordur. Çünkü öğrenme de kimi zaman gömülüdür — fark edilmez, sessizce bekler, doğru zamanda ortaya çıkmak ister. “Gömülü diş çekilmek zorunda mı?” sorusu bu açıdan yalnızca bir tıbbi sorgu değil, aynı zamanda bir pedagojik düşünme fırsatıdır. Gömülü Diş ve Öğrenme Süreci: Derinlerdeki Potansiyel Eğitimde “görünmeyen öğrenme” kavramı…
Yorum BırakGut Olunca Ne Yapmalı? Siyaset, Güç ve Toplumsal Düzen Üzerine Bir Analiz Toplumsal düzen ve güç ilişkileri her zaman insanların yaşamını şekillendiren temel unsurlar olmuştur. Bir siyaset bilimci olarak, bu ilişkilerin ne kadar iç içe geçtiğini anlamak, bireylerin sağlık gibi temel insan haklarından bile nasıl etkilendiğini kavrayabilmek adına önemlidir. Gut hastalığı, sadece fizyolojik bir sorun olmanın ötesinde, toplumsal ve politik bir meseleye dönüşebilir. Peki, bu hastalık bize ne anlatıyor? Sağlık, yalnızca tıbbi bir sorunun ötesine geçerek, iktidarın, kurumların, ideolojilerin ve vatandaşlık anlayışının nasıl işlediği üzerine önemli ipuçları sunuyor. Güç İlişkileri ve Toplumsal Düzen: Gut Hastalığının Siyasi Yansıması Gut hastalığı, vücutta…
Yorum BırakDeli Eylemek Ne Demek? Geçmişten Günümüze Bir Toplumsal Kavramın Evrimi Geçmişi Anlamaya Çalışan Bir Tarihçinin Girişi Tarihi anlamaya çalışırken, geçmişin her dönemi birer yansıma bırakır; bu yansımalarda hem bireysel hem de toplumsal yaşantılar iz bırakır. Bir kelimenin anlamı, o kelimenin kullanıldığı zaman dilimine, o toplumu etkileyen sosyal ve kültürel koşullara bağlı olarak değişir. Bugün sıkça duyduğumuz ve bazen yanlış anlamlarla kullanılagelen “deli eylemek” ifadesi de bunlardan biridir. Bu terim, hem tarihsel süreçlerin bir parçası hem de toplumsal dönüşümlerin göstergesi olarak karşımıza çıkar. “Deli eylemek” ifadesi, aslında ne kadar basit görünse de, düşündüğümüzde derin bir anlam taşır. Kişinin “deli” olarak nitelendirilmesi,…
Yorum BırakENFP Hangi Fonksiyon? – “Ne mi, Fi mi?” Mitleri Yıkıp Gerçeği Konuşalım ENFP deyince çoğu kişinin aklına “yaratıcı, sıcak, vizyoner” klişeleri geliyor. Peki, dürüst olalım: ENFP’yi gerçekten çalıştıran motor nedir? “Hangi fonksiyon?” sorusu basit görünse de tartışmalı; çünkü etiketlerin cazibesi, bilişsel gerçekleri çoğu zaman sisli bırakıyor. Benim iddiam şu: ENFP’nin kalbinde Dışadönük Sezgi (Ne) vardır; ama onu İçedönük Duygu (Fi) olmadan anlamaya kalkmak, pusulasız harita okumaktır. Üstelik bu ikiliyi romantikleştirip “her zaman harika çalışır” sanmak da büyük hata. Hadi, gündelik gözlemler ve keskin eleştirilerle masayı devirelim. Klasik Dizilim: Ne–Fi–Te–Si (ve Neden Her Zaman Böyle Hissettirmiyor?) Dominant: Ne (Dışadönük Sezgi). Fikir…
Yorum BırakÖğrenmenin Dönüştürücü Gücü Üzerine Bir Başlangıç Bir bitkinin yaşam döngüsünü izlemek, aslında öğrenmenin kendisini izlemektir. Her yaprakta, her yeni filizde, öğrenmenin doğallığı saklıdır. Eğitimci olarak biliyoruz ki, öğrenme yalnızca bilgi edinmek değil, aynı zamanda gözlem, sabır ve dönüşüm sürecidir. Bitkilerde görülen zararlılarla mücadele etmek de tıpkı öğrenme gibi bir süreçtir: gözlemle başlar, bilgiyle şekillenir, deneyimle olgunlaşır. Bu yazıda, bitkilerde sıkça rastlanan kırmızı örümcek (Tetranychus urticae) sorununu yalnızca tarımsal bir problem olarak değil, aynı zamanda pedagojik bir öğrenme süreci olarak ele alacağız. — Bitkilerde Kırmızı Örümceği Anlamak: Gözlem Yoluyla Öğrenme Öğrenme teorilerinden biri olan Davranışçı Yaklaşım, gözlem ve tekrarla öğrenmenin önemini…
Yorum BırakBalata Biterse Fren Tutmaz mı? Erkekler Mantıkla, Kadınlar Empatiyle Fren Yapar! Bir sabah arabaya bindiniz, kahveniz elinizde, radyoda en sevdiğiniz şarkı çalıyor. Her şey harika… ta ki frene bastığınızda o tatsız “cıııııııırr” sesi gelene kadar! Evet, o ses. Balatanın “ben bittim ama sen devam et” feryadı. İşte bugün, o dramatik ama komik anın kahramanı: balata üzerine konuşacağız! Balata Nedir, Ne İşe Yarar? Balata, fren sisteminin kalbidir. Arabanın “dur” dediği anda, o emir balatalara iletilir ve balatalar da disklere sürtünerek aracı yavaşlatır. Yani kısaca; balata, frene bastığında “tamam kaptan, hallediyorum” diyen kahramandır. Ama… bu kahraman da yorulur! Zamanla aşınır, incelir ve…
Yorum Bırak149 Groston Ne Demek? İnsan Zihninin Ağırlıkla Kurduğu Psikolojik Bağ İnsan davranışlarını çözümlemeye çalışan bir psikolog olarak, insanların dünyayı ölçme, tartma ve sınıflandırma eğilimlerine her zaman hayranlık duymuşumdur. Bir geminin tonajını, bir duygunun yoğunluğunu ya da bir sorumluluğun ağırlığını fark etmeden sürekli ölçeriz. “149 groston ne demek?” sorusu ilk bakışta teknik bir merak gibi görünse de, aslında insan zihninin ağırlık kavramına nasıl anlam yüklediğini anlamamıza yardımcı olur. Çünkü biz insanlar, yalnızca nesneleri değil, hissettiklerimizi ve yaşadıklarımızı da tartarız. Bilişsel Psikoloji: Zihinsel Ölçüler ve Ağırlık Algısı Bilişsel psikolojiye göre, insan zihni dünyayı anlamlandırmak için sürekli sınıflandırma yapar. “149 groston” ifadesi teknik…
Yorum BırakBedenin Sessiz Felsefesi: Kemik Tümörü Belirtilerine Ontolojik Bir Bakış Bir filozof için insan bedeni, yalnızca et ve kemikten oluşmuş bir yapı değildir; o, varoluşun en somut biçimidir. Beden, varlıkla deneyim arasındaki köprüdür. Ancak bazen bu köprüde bir çatlak oluşur — hücrelerin uyumu bozulur, düzen yerini kaosa bırakır. İşte bu noktada, kemik tümörü yalnızca biyolojik bir olgu değil, aynı zamanda bir varlık sorusudur. “Neden ben?” diye soran bir bedenin yankısıdır. — Kemik Tümörü Nedir? Kemik tümörü, kemik dokusunda anormal hücre büyümesiyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu büyüme, iyi huylu (benign) veya kötü huylu (malign) olabilir. Ancak felsefi açıdan mesele, “iyi” ve…
Yorum Bırakİnsan Kime Uyuz Der? Toplumsal Yapıların ve Bireysel Kimliklerin Etkileşimi Giriş: Uyuz Olmak ve Toplumsal Dinamikler Bir araştırmacı olarak toplumsal yapıları ve bireysel kimliklerin nasıl etkileştiğini gözlemlemek, bazen en gündelik, basit kavramlar üzerinden bile derinlemesine analizler yapmamıza olanak tanır. Bu yazı, oldukça basit gibi görünen bir kavram üzerinden başlayacak: “Uyuz olmak” ve “kime uyuz deriz?” Bu sorular, aslında toplumsal yapılar, bireylerin bu yapılara karşı gösterdiği tepkiler ve toplumsal normlar hakkında çok şey söyleyebilir. Hepimiz birine uyuz olmuşuzdur. Peki, kimdir bu “uyuz” olarak adlandırdığımız kişiler? Toplumsal normlar ve roller, bizim için kimin uyuz olduğunu, kiminse normal kabul edildiğini şekillendirir. “Uyuz olmak”,…
Yorum Bırak